Özgüveni kazandıran da yıkan da aile

Uzm. Klinik Psikolog Dilan Kardelen Cenk: “Her işi anne babası tarafından yapılan çocuklar, bir zaman sonra artık kendi başlarına hiçbir şeyi halledemeyeceklerini ve başaramayacaklarını düşünmeye başlarlar. Böylelikle ebeveynlerine bağlı bir kişilikleri olur. Bu koruyucu aile tutumu, özgüven gelişimini zedeler.”

Ayşegül Yıldız

Aşırı sevgi zarar verebilir

Çocukların kendilerini rahatça ifade edebilmeleri ve haklarını savunabilmeleri için özgüven sahibi olmaları gerekiyor. Çocuklarda özgüven gelişimi, özgüven eksikliği ailenin davranış ve tutumlarıyla yakından ilgilidir. “Özgüveni inşa eden de zedeleyen ve yıkan da ailelerimizin bize olan tutumudur.” diyen Uzman Klinik Psikolog Dilan Kardelen Cenk, “Kültürümüzde bulunan ve en çok görülen ‘koruyucu aile’ tutumu, özgüven gelişimini zedeler. Bu tip koruyucu ailelerde çocuklar aşırı sevilirler. Bu ‘aşırı sevgi’ bazen çocuğa zarar verir. Örneğin bu tarz ailelerde çocuğun her işini ‘anne’ üstlenir. Odasını toplar, yemeğini yedirir, okula giderken beslenme çantasını hazırlar, yatağını toplar, ödevlerini bile annesi yapar. Her işi anne babası tarafından yapılan bu çocuklar, bir zaman sonra artık kendi başlarına hiçbir şeyi halledemeyeceklerini ve başaramayacaklarını düşünmeye başlarlar. Böylelikle ebeveynlerine bağlı bir kişilikleri olur. Mesela bir komşuya gidilince anne babanın dizinin dibinden ayrılmaz ve başını öne eğerler, kaldırıp komşunun gözünün içine bakmazlar bile. Aileler bu gibi durumlarla karşı karşıya kalmamak için, çocuklarının kendi işlerini kendilerinin halletmesine fırsat vermelidirler ve çocuklarını yüreklendirmelidirler.” şeklinde konuştu.

Özgüven için sevgi şart

Çocuklarına aşırı sevgi gösteren aileler olduğu kadar hiç sevgi göstermeyen ailelerin de olduğunu belirten Uzm. Psk. Cenk, şunları söyledi: “Özellikle eski kuşakların takındığı bu tutumda, çocuklarını kucağına almak, bir başkasının yanında başını okşayıp onu öpmek hep ayıp sayılmıştır. Hala bu tutumu devam ettiren aileler var. Sevgilerini ve ilgilerini aileleri tarafından istendiği kadar göremeyen çocuklar, ‘sevilmediğini’ düşünürler. Burada değersizlik algıları oluşur. Sevildiğini hissetmeyen ve görmeyen çocukların, genelde özgüvenleri düşüktür. Kendilerine olan olumlu algılarını yok sayarlar. Çünkü içten içe ‘Beni ailem bile sevmiyor, başkaları neden sevsin ki? Sevilmeye ve değer görülmeye layık biri değilim’ diye düşünürler. Ailelerin sevgisini belli etmesi, çocuklara sözlü olarak ifade etmesi ve en önemlisi sadece söylediklerinde değil, hareketleri ile belli etmesi gerekir. Özgüven oluşumunda ‘sevgi’nin varlığı çok önemlidir.”

Her çocuk biriciktir

Çocuklarını diğer çocuklar ile kıyaslayan aileler için Uzm. Psk. Cenk, “Başka çocukların başarılarını, davranışlarını ve tutumlarını ön planda tutarak kendi çocuklarına baskı oluştururlar. Bu baskı ve kıyaslanma sonucunda, çocuk kendisini ‘başarısız, beceriksiz’ ve ‘yetersiz’ görmeye başlar. Çocukların kendilerine olan olumlu algıları böylelikle yavaş yavaş yok olur. Her çocuk biriciktir, onu sadece kendisi ile kıyaslamak gerekir. Başkaları ile yapılan kıyaslar sadece çocuğun üzülmesine ve ileride özgüvensiz bir birey olmasına sebep olur.” dedi

Paylaş
123456

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.