Ek gıdaya geçiş süreci ve bilinmesi gerekenler

Uzm. Dr. Melis Bayram Şirinoğlu, ek gıdaya ne zaman ve nasıl geçilmesi gerektiğini, ilk olarak neler verileceğini ve bu dönemde bilinmesi gerekenleri anlattı.

Ayşegül Yıldız

Ek gıda diğer adı ile “tamamlayıcı gıda” bebeğin almakta olduğu anne sütü ya da gerekli durumlarda başlanan formül mamaya ek olarak alması gereken gıdalardır. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Melis Bayram Şirinoğlu, ek gıdaya geçiş zamanının, büyümesi ve gelişimi normal olan sağlıklı bebekler için 6. ayı tamamladıktan sonra önerildiğini belirtti. Uzm. Dr. Melis Bayram Şirinoğlu, “Öncesinde anne sütü ya da formül mama bebeklerin ihtiyaçlarını karşılamada yeterli bulunmuştur. Ancak 6. ayın tamamlanmasının ardından bebeklerin bir takım ek gıda gereksinimleri ortaya çıkmakta ve bu nedenle de ek gıdaların beslenmeye eklenmesi gerekmektedir. Ancak bunun yanı sıra anne sütü almakta olan bebeklerin 2 yaşa ya da daha sonrasına kadar beslenmelerinin anne sütü ile desteklenmesi de önerilmektedir.” dedi.

Uzm. Dr. Şirinoğlu, ek gıdaya belirtilen süreden daha erken geçiş yapılmasının ise alerjik reaksiyonlara ve sindirim sistemi problemlerine sebep olabileceğini söyledi. Bu yüzden Uzm. Dr. Şirinoğlu, ek gıdaya geçişte bebeğin mide bağırsak sisteminin tam olarak hazır olması gerektiğinin altını çizdi ve şöyle ekledi:  “Ek gıdaya geçiş zamanı yaklaştıkça bebeklerin aile yemeklerine olan ilgisinde artış, yemeklere uzanma, ağız şapırdatma gibi hareketlerini gözlemleyebiliriz.”

Dikkat! Meyveden sonra sebzeyi reddedebilirler

Uzm. Dr. Şirinoğlu, ailelerin sıkça sorduğu “ek gıdaya ilk ne verilerek başlanmalı” sorusu için şu açıklamaları yaptı: “6. ayın tamamlanmasıyla ek gıdaya geçiş aşamasında başlangıç için bebeklere genel anlamda sebzeler, meyveler ya da yoğurt verilebilir. Ben başlangıç için sebzeleri öneriyorum. Bunun sebebi ise meyveler ile başlandığında meyvelerin tatlı olması ve tatlarının bebekler tarafından daha çok sevilmesi nedeniyle sonrasında sunulan sebzelerin reddedilme olasılığının artması ve yoğurt ile karşılaştırıldığında ise daha az alerjik potansiyeli olmasıdır.  Ancak sebzeler, meyveler ve yoğurt her üçü de ek gıdaya başlangıç için uygun besinlerdir. Ayrıca ek gıdaya geçiş ile birlikte bebeklere su verilmeye de başlanmalıdır.”

Alerji belirtileri nasıl anlaşılır?

Bu belirtiler alerji göstergesi olabilir

Bebeklerde ek gıda öncesinde ya da sonrasında besin alerjileri izlenebildiğini ifade eden Uzm. Dr. Şirinoğlu, “Bebek anne sütü almaktayken, annenin beslenmesi sonucunda anne sütüne geçerek bebeği de etkileyen besinler sonucu alerjik reaksiyonlar izlenebildiği gibi hiç anne sütü alamamış, formül mama ile beslenen bebeklerde de alerji görülebilir. Başlıca alerjik reaksiyonlar arasında; ciltte döküntü, bu döküntü vücudun herhangi bir yerinde olabildiği gibi özellikle ağız çevresi ve yüz bölgesinde olabilir. Döküntüler kaşıntılı da olabilir. Kusma, ishal ve hatta kabızlık da alerji belirtileri olabilir. Dışkı bulguları da alerji tanısında oldukça yol göstericidir. Mukuslu dışkı, dışkıda kan izlenmesini, patlayıcı tarzda dışkılama önemli göstergeler olabilmektedir. Dışkıda kan belirgin izlenebildiği gibi, toplu iğne başı ya da iplik şekillerinde de olabilir. Bunlardan başka bazen sadece huzursuzluk ve durdurulamayan ağlama bile bir besin alerjisi göstergesi olabilir.” şeklinde konuştu.

3 gün kuralı ve alıştırma yöntemi önemli

Bebeklerin ek gıdaya geçiş sürecinde yeni besinlere karşı oluşabilecek alerjik reaksiyonların izlenmesi açısından 3 gün kuralının önemli olduğunu vurgulayan Uzm. Dr. Şirinoğlu, “3 gün kuralı bebek beslenmesine eklenen her yeni gıdanın az miktarda başlanarak 3 gün süresince azar azar arttırılması ve bu süre içerinde bebeğin ekstra yeni bir gıda ile tanıştırılmamasıdır. Yeni başlanan bir gıdada 3 günlük süreçte eskiden denenmiş ve alerjik bir reaksiyon izlenmemiş gıdalar tüketilmeye devam edilebilir. Bebeklere bir besin başlanırken ilk gün 1 çay kaşığı, ikinci gün 1 tatlı kaşığı üçüncü gün 1 çorba kaşığı daha sonra 1 kahve fincanı kadar verilerek alıştırılması önerilmektedir.” ifadelerini kullandı.

Uzm. Dr. Şirinoğlu, sebzelerin besin değerlerini korumaları açısından buharda ya da az miktar su ile haşlanmasını, meyvelerin cam rende ile püre haline getirilmesini, yoğurdun ise pastörize günlük süt kullanılarak evde mayalanmasını önerdi.

Paylaş
123456

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.