Büyüleyici bir ada, Burgazada gezisi

İstanbul’da olup da hala adalara ayak basmayanlardan mısınız? Peki neyi bekliyorsunuz? Adaya gittiğinizde hayalini kurup da gelmediğiniz her gün için kendinize kızacağınızı şimdiden söylüyorum.

Hadi bu yazıyı okuduktan sonra hazırla çantanı ve yarın sabah çık yola. Günü değerlendirebilmek, adayı güzelce gezebilmek için erkenden çık yola. Bugünkü durağımız Burgazada olsun. Burgazada, Prens Adalarının 3. Büyük adası. Ve vapura bindiğinizde ikinci ada oluyor. Yani Kınalıada’dan sonra gelen ada. Burgazada çok güzel bir konuma sahip. Buradan hem Kınalıada’ya hem de Heybeliada’ya selam verebilirsiniz. Ayrıca ufaklı tefekli görünen adaların adını şimdilik bilmesem de onları da görmeniz mümkün.

Adayı gezmek için kendinize rotalar belirleyebilirsiniz. Ama benim önereceğim rotayı da takip edebilirsiniz. Adaya sabah saatlerinde ayak bastığınızda güneş ışınları çok sertleşmeden, güneş tepeye dikilmeden adanın yürüyüş rotasını takip etmenizi, bu saatlerde buralarda karşılaşacağınız harika manzaralarla fotoğraf çekebilirsiniz. Çünkü güneş tam tepedeyken bu rotayı takip etmek sizi biraz zorlayabilir ve fotoğraflarınızın güzel olmasını engelleyebilir.

Benim önerdiğim yürüyüş rotası, vapurdan indikten sonra sol tarafa gitmek ve yukarı doğru çıkan sokağa girerek yürüyüşü başlatmak. Bu yol boyunca önce bahçeli evlerin yanlarından geçeceksiniz. Ve gittikçe yerleşim alanı ortadan kaybolacak ve siz sadece ağaçlar ve yolla birlikte kalacaksınız. Yol gittikçe size denizin eşsiz manzarasını gösterecek. Uzun uzun büyük ağaçlar gidip yerini küçük bodur ağaçlarla, çalılıklarla kaplı yamaçlara bırakacak. Bu yamaçların üzerinden denizin eşsiz manzarasına şahit olacaksınız. Uzun mu uzun kıvrıla kıvrıla giden yolda taa tepeye kadar çıkacaksınız. İnanın bu yol boyunca şahane kareler sizi bekliyor olacak. Eğer bu yürüyüşü sabah yapmamış olsaydınız akşama doğru belki çok yorulacak ve bu yolu devam etmeyecektiniz belki de bu yola en başta hiç girmeyecektiniz. Ama o zaman asıl manzarayı görmeden geri dönmüş olacaktınız.

Tepeye kadar çıktıktan sonra aynı yolu geri dönmektense ya patika yollarla orman içinden aşağı inmenizi ya da yolun diğer ucuna kadar yürüyüp oradan aşağı inmenizi tavsiye ederim. Ama biz patika yolu tercih ettik ve hiç pişman olmadık. Bu da ayrı bir keyifti. Aşağı indiğinizde artık sokakları dolaşabilirsiniz. Deniz kenarına inip dinlenebilir, kendinizi denizin sesine bırakabilirsiniz. Adada bulunan Sait Faik Abasıyanık Müzesi’ni ziyaret etmeden geri dönmeyin. Adayı gezip gördükten sonra insan böyle bir yerde yaşar da nasıl şair olmaz, insan burada yaşayınca şair olası geliyor diye düşünmeye başlayacaksınız.

Adanın tarihi evleri, taş sokakları, merdivenli yoları sizi adeta büyüleyecek. Sahil kenarındaki kıvrımlı yollardan aniden çıkan faytonlar size kendilerini hayran bırakacak.

Adadan dönerken vapurdan günbatımını izlemek ise size günün tatlı yorgunluğunu atmanız için adeta ilaç gibi gelecek.

Benim Burgazada izlenimlerim bu kadar. Siz de bunları ve daha fazlasını yaşamak isterseniz yolunuzu adaya çevirin. 🙂


    Kategoriler :
  • Gezi

  • Etiketler :

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir