Bir hafta sonu kaçamağı Atatürk Arboretumu

Ah İstanbul, canım İstanbul.. Senin karmaşıklığından kurtulmak için yine sana geliyoruz. Şehrin yoğun hayatından kaçıp senin sessizliğine bürünüyoruz. Nerde sakin bir köşen var oraya geliyoruz. Canımız sıkılıyor seni arıyoruz, evde bunalıyoruz sana koşuyoruz, sevgilimiz oluyor seninle paylaşıyoruz, arkadaşımız oluyor seninle sohbete başlıyoruz, ailemiz oluyor seninle bir oluyoruz. Her şey de sen varsın İstanbul.

Yine bir gün şehrin kalabalığından bunalıp senin en güzel yerlerinden biri için yola çıkıyoruz. Bahçeköy’de bulunan Atatürk Arboretumu. Buraya yol biraz uzun olabilir ama gelmek için, burayı görmek için değiyor.

Atatürk Arboretumu’na eğer hafta sonu gidecekseniz kesinlikle sabah erken kalkmalısınız. Atatürk Arboretumu’na erken gitmek için sebepleriniz:

  • Hafta sonu sabah saatlerinde trafik olmuyor. Öğleye doğru ve öğleden sonra trafik yoğunlaşıyor.
  • Sabah saatlerinde toplu ulaşım da kalabalık olmuyor. Arboretum da biraz uzak olduğu için rahat bir yolculuk yapmak için sabah saatlerinde yola çıkın.
  • Bulunduğunuz mesafeye göre 2,5-3 saatte arboretuma geldiğinizde aslında hala sabah. Sabah serin havada, güneş etkisini göstermeden gezmek çok keyifli oluyor.
  • Yine sabah saatlerinde ışık etkisi az olduğu için (fotoğrafçılar iyi bilir) fotoğraflarınız çok daha güzel çıkıyor.
  • Sabah saatlerinde arboretumda sayılı sayıda ziyaretçiler oluyor. Belki de sadece siz olacaksınız. Bu fırsatı kesinlikle kaçırmamalısınız.
  • Öğlede ve öğleden sonra kalabalıklaşmaya başlayan arboretumda siz gezinizi bitirmeye bile başlamış olabilirsiniz. Her yerde düğün fotoğrafı için gelen gelin damatlar çoğalmış olacak. Aileler, çimlerde oturanların sayısı gittikçe artacak. Ve kalabalığından kaçtığınız şehir hayatı sesini buraya da taşımış olacak.
  • Güneşin yakıcı saatlerinde siz geri dönüş için hazırlanıyor olacaksınız ve gününüzü en iyi şekilde değerlendirmiş olacaksınız.

Hafta sonu gitmenin iki dezavantajı ise şöyle:

  • Hafta sonu öğrenci ve normal ziyaretçi giriş ücretleri artıyor. Örneğin hafta içi 2 TL olan öğrenci ücreti hafta sonu 5 TL oluyor.
  • Diğer sebep ise tabi ki hafta sonu, hafta içine göre daha kalabalık olması.

İşte bu iki sebepten dolayı imkanınız varsa arboretuma hafta içine gitmenizi tavsiye ederim. Ama hafta sonu gitseniz de özellikle erken saatte yine aynı keyfi yaşayabilirsiniz.

Şimdi gelelim gezimize.

Arboretum o kadar güzel bir yer ki sizi öncelikle geniş bir alanla karşılıyor. Ve siz çevrenize 360 derece bir bakıyorsunuz ve ne taraftan gezmeye başlayacağınızı düşünüyorsunuz. Arboretumun sağ ve sol tarafında göletler bulunuyor. Göletlerde etrafı ağaçlarla kaplı ve suya muhteşem görüntüleri yansıyor. Göletlerin etrafında küçük iskeleler, içinde kazlar, kuğular, kaplumbağalar bulunuyor.

Arboretumda, uzun mu uzun etrafı simetrik ağaçlarla kaplı yürüyüş yolları bulunuyor. Bu yollar fotoğraflara sıkça konu olan yollar. 🙂

Bu yollardan başka ormanın içinde patika yollar da bulunuyor. Bu patikalarda gezmek, ilerlemek, ormanın sessizliğine iyice girmek için muhteşem bir tercih.

Eğer siz de patika yolları takip ederseniz ormanın kuytu köşelerinde farklı güzelliklere şahit olabilirsiniz. Karşınıza birden bir bank çıkabilir. Ormanın ortasında, manzaranın göbeğinde. Düşünürsünüz, acaba bu bankı buraya biri mi getirdi, sahibi mi var, kimin diye. Çünkü alışık olmadığınız bir durumdur bu. Ama aksine o bank sadece orada sizi ve sizin gibi gezginleri bekliyor. Ve o banka sadece patika yolları kullananlar ulaşabilir. Burada gizlenen bu güzellik sizin dinlenmeniz için biçilmez bir kaptan. Bankta güzelce oturdunuz, dinlendiniz hatta arkadaşınızla koyu sohbetlere daldınız. Aslında bu bank tam da öyle bir olay. O kadar huzur verici bir yer ki. Ve oturduğunuz bu banktan ağaçların arasından gördüğünüz bir göl var. İşte patika merakınızdan sonra o göle gitmek için banktan birazcık uzaklaşmanız yeterli. Aşağıya doğru olan kısa yokuşu inmeniz gerekiyor ve karşınıza muhteşem bir manzara daha çıkıyor. Şirin mi şirin bir göl. Elinizi, ayağınızı suya sokabilirsiniz. Göle sıfır bir yerdesiniz. Gölün içinde büyümüş, yapraklarındaki renklerle sizi kendisine hayran bırakan ağacalar ve dahası. İşte o bankı bulma sırası sizde. Hadi. 🙂

 

 

 

 

 

 

 

 

Yazıyı bitirmeden şunlara değinmekte de fayda görüyorum. Arboretuma bebek maması ve su haricinde bir yiyecek veya içecekle girmek yasak. Güvenlik görevlileri tek tek aramıyor kişileri ama buraya gelenlerin bu bilinçle geldiklerini düşünüyorum. Çünkü ön araştırmalarında bu bilgi karşımıza çıkıyor. Piknik yapılacak bir yer değil. İyi ki de değil. Çünkü yasaklı olmasına rağmen içeri bir sürü yiyecek ve içecek girdiğini sağa sola atılan çöplerden anlıyorum. Evet sağa sola atılmış çöpler. Yasak olmayan su şişeleri bile doğaya bırakılmış. Arboretumun meydanında bunlara pek rastlamasanız bile gezdiğinizde ya bir ağaç arkasında ya bir oyukta ya da orman içlerine fırlatılmış, atılmış çöpleri görüyorsunuz. Arboretuma hiç yakışmayan bu görüntüyü bir daha görmek istemiyoruz. Doğa bunları hak etmiyor. Doğaya saygı duyalım. Doğayı sev, yeşili koru.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir